Hiç denemeden vaz mı geçsem?

Öğrenilmiş çaresizlik, bir insanın sürekli olarak olumsuz, kontrol edilemeyen bir durumla karşı karşıya kaldığında ve bunu yapma becerisine sahip olsa bile, içinde bulunduğu durumu değiştirmeye çalışmaktan vazgeçtiğinde ortaya çıkar.

Örneğin kilo vermek isteyen biri, sürekli diyete başlayabilir ve defalarca diyeti uygulamaya başlamasına rağmen, nihayetinde başarısız olabilir. Bundan dolayı da hayal kırıklığına uğrayarak, çaresizlikle hiçbir şeyin kendisine bu konuda yardımı dokunmayacağına inanmaya başlayabilir ve ardından denemekten tamamen vazgeçebilir.

Böyle durumlarda aslında gerçekleşen şudur: Durumu kontrol edemediği algısıyla, kişi temelde ortaya çıkan zarara karşı, pasif bir tepki oluşturur. Kısaca ve daha basit bir şekilde ifade edecek olursak, öğrenilmiş çaresizlik bir insanın zorlayıcı bir durumla karşı karşıya kaldığında, bir çözümü olsa bile çözüm bulamaması için kullanılan bir kavramdır.

Öğrenilmiş çaresizlikle mücadele ediyorsak eğer, kendimizi çok bunalmış hissedebiliriz ve sürekli şikâyet halinde olabiliriz. Yaşamımızdaki durum ya da koşulları değiştirmek adına herhangi bir girişimde bulunmayız.

Öğrenilmiş çaresizlik
Öğrenilmiş çaresizlik

Öğrenilmiş çaresizlik kavramını ilk ortaya atanlar, Martin Seligman ve Steven Maier’dır. 1967 senesinde hayvan davranışları üzerinde araştırmalar yaparken, tesadüfi olarak öğrenilmiş çaresizlik teorisini keşfetmişlerdir.

Kaçınılmaz şoklara maruz kalan köpeklerin, bir süre sonra elektrik şoklarından tamamen kurtulmaya çalışmaktan vazgeçtiğini fark ederek, Seligman ve Maier, bu deneyi şokları yüksek seslerle değiştirerek insanlar üzerinde de denemişler ve insanların da benzer bir tepki verdiğini görmüşlerdir.

İlk deneyde sesi kontrol edemeyenler, sonraki denemelerde sesi kontrol etmeye teşebbüs bile etmemişlerdi ki bu uyaran da kaçınabilecek olsalar da.

Bu teorileri keşfetmelerinin ardından, kavramın insanın ruh sağlığıyla ilgili yeni bir anlayışı da beraberinde getirdi, özellikle de travma konusunda. Örneğin bir insan sürekli ve tekrarlayan bir biçimde tacize maruz kalıyor ve bu esnada durumdan kurtulmak için yaptığı girişimler işe yaramıyorsa, kişi sonunda çaresiz olmayı öğreniyor. Ardından travmatize olmuş kişi o durumda, hiçbir şeyin işe yaramadığına inanarak, benzer durumlarda da hiçbir şeyin işe yaramayacağını içselleştiriyor.

Öğrenilmiş çaresizlik söz konusu olduğunda, yaptığınız şeyin bir fark yarattığına inanmıyorsanız,artık çıkış yok demektir. Yalnızca travmatize olmuş bireyler için değil, günlük yaşamda da sıklıkla öğrenilmiş çaresizliği benimseyebiliriz. Hayatımızın bazı alanlarında çaresizliği deneyimleyerek öğrenmiş olabiliriz.  Örnek vermek gerekirse, işimizde çok başarılı olabiliriz, ancak ebeveynlerimize karşı sınır koymakta zorlanabiliriz ve bu durumda öğrenilmiş çaresizlikle hareket edebiliriz ki bu da nihayetinde hayatımızın genelini etkilemeye başlayacaktır bir noktadan sonra.

Peki, öğrenilmiş çaresizliğin belirtileri neler?

Her şeyden önce yaşamımızın bazı alanlarında öğrenilmiş çaresizlikle tepki veriyorsak, muhtemelen kendimizle ilgili olumsuz hislerimiz vardır.

Kendimize güven duymayız, hatta öyle ki en küçük görevi bile başarabileceğimize dair şüphe duyarız. Bununla beraber her şeyin kontrolümüz dışında gerçekleştiğini hissettiğimiz için, en ufak bir şeyde hayal kırıklığına uğrayabiliriz. İşimizde veya insanlarla ilgili konularda, kolayca bunalarak telaşlanabiliriz.

Bir diğer belirtisi ise pasifliktir. “başıma sürekli kötü şeyler geliyor”, “hiçbir işim de yolunda gitmiyor” ya da “hep mi beni bulur?” tarzında bir anlayışa sahipsek, kuvvetle muhtemel yaşam alanımızda bir şeyleri değiştirmeye yönelik ne bir isteğimiz ne de hevesimiz olur.

ogrenilmis caresizlik1

Dolayısıyla daha en başından zorluklardan kaçınmak adına çaba sarf etmeyerek, pasif bir duruma geçeriz. Bu durumu da kimi zaman birtakım şeyleri erteleyerek, kimi zaman ise karar vermeyerek sürdürürüz. En ufak bir çaba gösterecek dahi olsak, en küçük sorunda pes edebiliriz. Bu pasif durum ve davranış şeklini de yine benimseyerek bir süre sonra hayatımızın her alanını etkilemesine izin vermiş oluruz. 

Öğrenilmiş çaresizliğin sonuçları nelerdir?

Öğrenilmiş çaresizlik, kontrol edilmediği takdirde günlük yaşamda olumsuz birtakım sonuçlara yol açabilir. Bu sonuçlar arasında, düşük özgüven, yetişkinlere bağımlılık, anksiyete, depresyon ve travma sonrası stres bozukluğu gibi rahatsızlıklar, bağımlılık ve madde kullanımı dahil olmak üzere davranışları yönetme ve değiştirme sorunları, kariyer değiştirme veya bir ilişkiyi bırakma gibi istenen sonuçları elde edememe, takipte zorluk ve hayattan memnuniyetsizlikle umutsuzluk gibi hisler ortaya çıkabilir.

Bu yüzden öğrenilmiş çaresizlik üzerinde durulması gereken önemli bir tutumdur.

Öğrenilmiş çaresizliğin üstesinden nasıl geliriz?

Öğrenilmiş çaresizlik kişide özgüven eksikliği, düşük motivasyon, beceriksiz olduğuna dair inancı ve nihayetinde başarısızlık olarak kendini gösterir. Çocuklukta ihmal ve istismar ya da aile içi şiddet gibi tekrarlanan, travmatik olaylara maruz kalan bireylerde daha yaygındır.

Eğer kendimizi çaresiz hissedersek, hayatımız üzerinde hiçbir kontrolümüz olmaz. Hiçbir şey değişmeyecekse neden uğraşalım, değil mi? Böyle bir bakış açısına sahipsek, zorlandığımız durumla ilgili o döngüde kalmaya kendimizi mahkum etmiş oluruz.

Ancak gerçekten istersek, her zaman harekete geçebiliriz. Mesela kendimizi bir ilişkinin içinde sıkışıp kalmış hissedebiliriz ve çabalamaktan vazgeçerek pes ederiz. İlişkimizi geliştirmez veya üzerinde çalışmayız, diğer taraftan ilişkiye son noktayı da koyamayız. Bazen çok verici olduğumuzu biliriz ve mutlu hissetmeyiz ama ilişkide bu sorunu çözmek adına hiçbir adım atmayız.

Peki, ne yapabiliriz?

Her şeyden önce öz şefkatimizi ve öz değerimizi geliştirerek öğrenilmiş çaresizliğin etkisini hafifletebiliriz. Nörobilim alanındaki çalışma ve gelişmeleri göz önünde bulundurduğumuzda, beynimiz baskı altında panik/endişeye kapılmaya programlanmıştır, neden mi?

hisset

Çünkü evrimleşen beynimiz, hâlâ bir sürü tehlikeye karşı tetikte olmak zorunda kalan atalarımızın, beyinlerinin izini taşır ve bizlerin beyni de sürekli tetikte olarak savaş ya da kaç yanıtı vermeye hazırdır. Fakat bizler durumun kontrol altında olduğunu değerlendirdiğimizde, bu savaş ya da kaç yanıtını düzenlemek için beynimizin bir bölümü devreye girer.

Öğrenilmiş çaresizlikte, bu kontrol edilebilir mekanizma asla devreye girmez. Kontrolün bizde olduğunu algılayamayız ve bundan dolayı da daha az kontrol uygulayabiliriz. Bu sebeple otokontrolümüzü yeniden sağlayacak, küçük aktiviteler ya da eylemlerde bulunarak öğrenilmiş çaresizliğin etkisini azaltabiliriz.

Ayrıca bir koç ya da terapistle çalışarak, yararsız düşünce kalıplarına meydan okumayabiliriz. Bu alanda uzman kişiler, bu düşüncelerin nereden kaynaklandığını bulmaya dönük sorular sorma konusunda yeteneklidir ki, alıştırma yaparak, düşünceleri tanıyabilir ve durdurabilir, yeniden yönlendirebilir ve yenileriyle değiştirebiliriz.

Biliyoruz ki yeni davranışlar edinmek istiyorsak, eskilerinin üzerine yeni nöral yollar inşa etmemiz gerekiyor. Olumlu düşünceler, dolaylı maruz kalma, onaylama ve beceri kazandıracak deneyimlerle öğrenilmiş çaresizliğin üstesinden gelebiliriz. Sadece harekete geçmek hazır olalım.

Ülkemizde ThetaHealing Seminerleri konusunda ilk akla gelen isim olan Reyhan İldaş, düzenli olarak online ve yüz yüze seminerler düzenlemektedir.

Reyhan İldaş ICF Koç ve Eğitmendir. Temel ve Yaşam Koçluğu eğitimleri yanısıra Theta Healing Eğitimlerini de Master düzeyde vermekte olup halen Göktürk Merkezli Olan İstanbul ofisinde Online ve Yüz Yüze eğitimler vermektedir.

24 modül uygulayıcılık ve 17 adet eğitmenlik setifikasına sahip olup tekniğin en üst sertifikasyonu olan Science&Master Eğitmenidir. Aynı zamanda ICF PCC Eğitmen ve Koç olarak da ICF Koçluk eğitimlerini İstanbul Göktürk’te bulunan ofisinde hizmet vermektedir.

Tüm Dünya ile bağlantı halinde olduğumuz bu günlerde danışmanlıklar ve seminerler Zoom Uygulama programı üzerinden olmaktadır.

Sosyal medyada takip etmek için tıklayın.

Bir Yorum Yaz

error: Korumalı İçerik