Günün birinde bir hocayla öğrencisi yan yana yürüyordur. Öğrenci ‘Hocam 10 yıldır yanınızdayım sizden sayısız değerli bilgi öğrendim. Buna saygım sonsuz. Haddimi aşmak istemem lakin, sizce benim de hoca olma vaktim gelmedi mi artık ? diye sorar. O sırada her ikisinin de gözleri, kozasında hareketlenen kelebeğe doğru ilişir. Öğrenci mesajını hocasına uygulayarak gösterme şansı yakaladığını düşünerek heyecanla, elini kozaya doğru uzatır ve kozayı yutarak kelebeğin dışarı çıkmasına yardımcı olur. Onun bu hamlesiyle kelebek, özgürlüğüne kavuşur kavuşmaz pat diye yere düşüverir. Hoca gülümseyerek yere eğilip kelebeği avuçlarının arasına alır ve öğrencisine şunu söyler: ‘Sevgili evlat, eğer sen kozayı açmasaydın bu kelebek özgürleşme güdüsüyle butun kanatlarını germeye çalışacak ve bu şekilde kanatları güçlenecekti. Zamanından evvel yaptığın müdahaleyle ona yardım etmeyip, zavallıcığı sakat bıraktın. Lütfen birine yardım ederken onu gerçekten özgürleştirdiğinden emin ol. Onun içindeki potansiyeli anlatmasını ve anlamasını sağla. Unutma; bilgi herkeste var! Sen de en az benim kadar bilgilisin. Buna rağmen hala öğrenci olmaya devam ettiğini bir düşün lütfen. İkimizin arasındaki tek fark DEM’dir. Yaşam boyu aldığın bütün bilgilerin, bilince dönüşme sürecine DEM denir. Bu aynı zamanda hakikatin, zihinden kalbe akmasıdır! Sen demlenmeye devam ediyorsun evlat… Birini özgürleştirmek isterken, onu daha bağlı hale getirmediğinden emin olmalısın, aksi halde bunun adı paylaşmak değil karşındakinin ilerlemesine engel olmaktır. Maddi ve manevi şekilde dengede olmak çok önemlidir.

Bir Yorum Yaz

error: Korumalı İçerik