İnsan kendisinde olmayan bir şeyi başkasında göremez. Bazen kendimizde olan beğenmediğimiz ve görmek istemediğimiz taraflarımızı başkalarında kusur bularak bilinçaltımızda kapatmaya çalışırız. Buna özellikle psikolojide ‘’psikolojik yansıtma’’ denir.

Neden İnsanlar Yansıtma Yapmaya İhtiyaç Duyarlar?

Bu kişinin geliştirmiş olduğu bir savunma mekanizmasıdır. Kendi iç dünyasında başa çıkamadığı olay ve durumları başkalarında görerek ve aynı zamanda yargılayarak bilinçaltına ‘’bu bende yok’’ mesajı vermesidir. Böylelikle yargıladığı her şeyin kendinde olmadığını düşünerek, kendisinin ne kadar kusursuz ve mükemmel olduğunu da bir kere daha kendine doğrulatmış olur. Psikanalizin kurucusu olan Sigmund Freud  tarafından ortaya atılan bu tezde kişiler duygu ve düşünceleriyle çok daha kolay başa çıkabiliyordu. ‘’Freudyen izdüşümü’’ olarak da anılan yansıtma aslında kişinin kendini de bir şekilde korumasıdır.

freud

Bir danışanım evlenmesine çok az zaman kala sevdiği kadından neden ayrıldığını anlatmıştı bana. Kadının ailesi herkesle dalga geçiyor ve herkesin arkasından alay ediyordu. Evleneceği kadının ailesi ile bir gün düğüne gitmişlerdi. Düğünde ayağı aksayan bir kadın oynarken alay etmişlerdi, bu onun için bardağı taşıran son damla olmuştu. O gün kararını vermişti. Bir gün benimle de böyle alay edebilirlerdi. Çok sevmesine karşılık kadından ayrılma kararı veren genç adamın anlattığı bu hikaye aslında kendi gerçekliklerinde kabul etmedikleri olumsuz duyguları başka kişilere yansıtarak kendileriyle başa çıkabilmelerini sağlıyordu.  

Aslında kolay ama çok kırıcı olan bu yöntem kişinin değişim ve dönüşümüne hiçbir fayda sağlamayarak tam tersine yaranın daha da derinleşmesini sağlar. Kendisinde hiç bir şekilde bir yanlış ya da hata görmeyen kişilerden mutlaka uzak durmak lazım. Bir şekilde geliştirilen bu savunma içgüdüsü, başkalarını suçlayarak ya da hatalı görerek kendisinin ne kadar mükemmel bir varlık olduğunu düşünmesinden kaynaklanmaktadır.

Yansıtma

Yansıtma mekanizmasının gelişimi çocukluktan itibaren bir gelişme göstermektedir. Çocuklar tehlike gördükleri zaman ya da suçlandıklarında kendilerini hatalı olduğu yanları başkasına anında yöneltebilirler. Bu bir hayvan ya da bir eşya da olabilir ve olayı yansıtarak kendisini bu durumdan olumlu olarak kurtarabilir. Hatırlarsanız küçükken çocuklar bir eşyaya çarptıklarında büyükler o eşyaya vururlar ve sanki çarpmanın çocuğun sorumluluğunda değil de eşyanın sorumluluğunda olduğunu burada çocuğa öğretmiş olurlardı. Dolayısıyla yansıtma mekanizmasını çocukluktan itibaren bilinçaltına kodlayan çocuk karşılaştığı her zorlu durumun başkasının suçu olduğunu savunmaya başlar. Özellikle trafikte bunun örneğini çok görürüz. Yapılan hatalı hareketlerin sonucunda kimse sorumluluğu üzerine almak istemez. Halbuki her davranışın sorumluluğu kişiye aittir.

Annesinin onu hiç dinlemediğini düşünen bir kişi aslında o da çocuklarını dinlemiyordur. Başka bir kadına ilgi duyan erkek, eşinin arkadaşının kocasından bahsetmesinden rahatsız olabilir. Duygularını eşine yansıtan kişi onunda bu adama aşık olabileceğini düşünerek tartışma yaratır. Ama asıl olan kendi duygularıdır. Kendilerinde kabul edemedikleri bu olumsuz duyguları başkalarına yansıtan kişiler için Nevrotik Yansıtma olarak anılan bu davranış şekli ancak danışmanlık ya da psikiyatrik tedaviyle çözülür.

nevrotik

Herkesin kendisi gibi düşüncelere sahip olacağını düşünen kişiler farklı düşüncelerle karşılaştıklarında şoke olurlar. Misal ağaçlara ve doğaya gösterdiği hassasiyeti başkaları göstermeyince bunu anlamlandıramazlar. Halbuki kendi düşüncelerimizden çok daha farklı düşünceler bu dünya gerçekliğinde mevcuttur. Herkesi kendi gibi sanmak ve her düşüncesini başkalarıyla kolayca paylaşmak ama sonrasında yaşanan hayal kırıklıkları bu duruma örnek olarak gösterebilir.

Karşılıksız yansıtma

İnsanlar yaptıkları işin başkaları tarafından da kolayca yapılacağına dair bir düşünceye sahip olabilirler. Nadir olarak görülen bir yansıtma türü de olsa halen birçok kişinin sahip olduğu bir düşüncedir. Çok iyi el becerisine sahip olan bir kişinin başkalarında da aynı becerinin olabileceğini düşünmesi gibi.  Karşılıksız yansıtma olarak tanımlanan bu durum ilk tanımdaki gibi olumsuz olmasa da başkalarıyla kurulacak empati yeteneğini engeller. Bunu bir işyerindeki yöneticilerin yeni işe başlayan kişilere işi öğretirken her şeyi kolaylıkla yapmasını beklemesi olarak örneklendirebiliriz.

Yansıtma mekanizmalarını örneklendirirsek kendi erkeksi özelliklerinden şüphe eden bir erkeğin homo-fobik yargılara sahip olması gibi. Ya da kendisinde çalma rahatsızlığı varsa  tüm eşyalarının çalınacağını düşünmesi gibi. Bilişsel ön yargılarımız bizi her zaman kendi gerçekliğimizden uzaklaşmamıza neden olur. Ön yargılardan ne kadar arınırsak ve kendi üzerimizde gördüğümüz olumsuz özelliklerle ne kadar yüzleşirsek o kadar kendimizi yepyeni bir BEN’e doğru taşırız. Hatırlayın atılan her yeni adım kendimizle birlikte yakın çevremizde de değişim yaratır.

Sevgiyle ve ışıkla,

Ülkemizde ThetaHealing Seminerleri konusunda ilk akla gelen isim olan Reyhan İldaş, düzenli olarak online ve yüz yüze seminerler düzenlemektedir.Reyhan İldaş ICF Koç ve Eğitmendir. Temel ve Yaşam Koçluğu eğitimleri yanısıra Theta Healing Eğitimlerini de Master düzeyde vermekte olup halen Göktürk Merkezli Olan İstanbul ofisinde Online ve Yüz Yüze eğitimler vermektedir.

24 modül uygulayıcılık ve 17 adet eğitmenlik setifikasına sahip olup tekniğin en üst sertifikasyonu olan Science&Master Eğitmenidir. Aynı zamanda ICF PCC Eğitmen ve Koç olarak da ICF Koçluk eğitimlerini İstanbul Göktürk’te bulunan ofisinde hizmet vermektedir.Tüm Dünya ile bağlantı halinde olduğumuz bu günlerde danışmanlıklar ve seminerler Zoom Uygulama programı üzerinden olmaktadır.

Bir Yorum Yaz

error: Korumalı İçerik