Öz Farkındalık Nedir?

Öz Farkındalık Nedir?
Herkesin son dönemde çok sık bahsettiği bir konudur öz farkındalık. Sahiden de bu kadar önemli mi veya gerçekten de anlamını biliyor muyuz?
Psikolog Daniel Goleman bireysel farkındalığı, “Herhangi birinin kendisine ilişkin mevcut durumu, tercihlerini, bilgi kaynaklarını ve sezgilerini tanıma becerisi.” olarak tanımlamıştır. Bu tanım daha da çeşitlendirilebilir tabii ki.
Bakmak ve görmek birbirinden farklı iki kavramdır. Bakmak bir göz hareketi, görmek ise bir şuur faaliyetidir. Yani bakmak bir eylem görmek ise fark etmektir. Çoğunlukla insanlar hareketlerini ve kimliğini değerlendirirken kendilerine dışarıdan bir göz gibi sadece ‘bakarlar’. Önemli olan daha derinlere inebilmektir.

Biz bireysel (öz farkındalığımızı) farkındalığımızı keşfederken kendimizi başka bir gözle görmeye yani fark etmeye başlayacağız. Bu bakış açısıyla kendimize has özelliklerimizle buluşacağız. Kendi yeteneklerimizi, sınırlarımızı, duygularımızı kısacası öz benliğimizi keşfedeceğiz.
Sahip olduğumuz düşünceleri veya deneyimleri gözden geçirdiğimizde kendimizi yargılayabiliriz. Bu yargının sonunda kendimizi daha değersiz hissedebiliriz. Bu insan doğası için çok olası bir durumdur. İnsan yargılar. Hem de en kolay kendini ve sonra da başkasını. Toplum baskısı denilen olgu da bundan dolayı ortaya çıkmıştır zaten. Yargılayıcı tavrımızdan arındıkça öz farkındalığımıza daha da kolay ulaşacağız.
Peki nasıl bırakacağız kendimizi yargılamayı?
Bunun sırrı iç dünyamızda çıkacağımız küçük bir seyahat. Bu seyahatle beraber iç dünyamızda neler döndüğünü anlayıp komplekslerimizden kurtulacağız. Sahip olduğumuz nitelikleri kabullenip, insan olabilmenin eşsiz hazzına varacağız. İnsan ömrü “keşke”lerle doludur. Pişmanlık duymak artık bizler için bir alışkanlıktır. Bu da bizi hep geriye çeker ve geçmiş zamanda yaşatır.
Oysaki önümüzde keşkelerden arındığımız çok güzel bir gelecek olabilir ama bunun için geçmişin tozlu sayfalarını bir kenara kaldırmamız gerekiyor. Dünden kurtulmak için şu soruyu soracağız: “Bu hatayı tek ben mi yaptım?”. Bu sayede yalnız olmadığınızın farkına varacak ve kendinizi suçlamayı bırakacaksınız.

Hatalar bizi büyütür ve karakterimizi oluşturur. Deneyimlerimiz ile birlikte bizler var oluruz. Öz farkındalık kendimizle ilgili bildiğimiz veya bildiğimizi sandığımız şeylerin de ötesinde bir şeydir. Salt bilgi dışında büyük bir içtenlikle bu işi yapıp temiz bir zihne sahip olmamız gerekir.
Ancak bu sayede iç dünyamızla yoğunlaşıp ruhumuzla beraber yol alabiliriz. Zihnimiz belirli olaylara nasıl bir tepki vermemiz gerektiğini kaydeder ve ileride de bunu savunma kalkanı olarak kullanabilir. O yüzden verdiğimiz bazı gereksiz ve abartı tepkiler çok da anormal değildir. Her duygu ve davranışımız bilinçaltımızda saklıdır. Öz farkındalık da bizi zihnimizin koşullanmalarından kurtaracak bilinci sağlar. Öz farkındalık yapıtaşında duygusal zekayı barındırır.
Duygusal zeka da duygularımızı ve düşüncelerimizi analiz etmemizde ve olduğumuz kişiyi daha iyi anlamamızda rol oynar. Aynı zamanda kendimizle barışık olabilmemiz konusunda kritik bir önem taşır.
Öz benlik seviyesi nedir?
Öz inanç seviyesi bu hayatta, doğduğumuzdan beri öğrendiğimiz bilgilerin kaydolduğu seviyedir. Bizi büyüten ebeveynlerimiz ile birlikte yine çevremizde olan biteni beynimizin ön lobunda enerji olarak tutarız.
Öz benlik nedir?
Kişinin insanlara, hayata, nesnelere, varlıklara karşı duyduğu yetme, üstünlük, yeterli ve etkin olma duygusudur.
Öz farkındalığı gelişmiş olan insanlar her adımını daha iyi kontrol edebilir, daha bilinçli hareket ederler. İradeleri güçlüdür. Psikolojileri de gayet sağlıklıdır. Hayata daha olumlu bakabilirler. Kendilerinin farkında oldukları için hayatı deneyimleme konusunda daha cesaretlidirler. Bir sürüye rahatlıkla liderlik yapabilirler.
Peki konunun bu kadar önemli olduğunun farkında olup da kendimizin neden farkında olamıyoruz?
Çünkü hayatın akışına çok fazla kapılıyoruz ve kendimizle ilgilenecek fırsatımız olmuyor. Değerli olanın değil de önemli olanın peşinden koşuyoruz. Değerli olan biziz. Hayatın içindeki onca stres ve olumsuzluktan sonra beynimizin derinliklerinde kaybolmaktan çekiniriz. Belki de hissedeceklerimizden korkuyoruz.
Kendimize hiç kulak vermeden yıllarımız geçip gidiyor. Yalnız öz farkındalık kendimize odaklanmakla eş anlamlı değildir. Bunu da karıştırmamakta fayda var. Kendimize has kimliğimiz ve doğumumuzdan ölümümüze süregelen her deneyimimizin çevremizdeki insanlarla olan etkileşimini incelediğimiz durumdur.
Bireyin bu etkileşimini de sadece bireyin kendisinin fark etmesiyle oluşur. Kendimize odaklanmamız demek ise sadece kendimizle ilgili olaylara kafa yormak, kendimize önem vermek demektir. Öz farkındalığımızı geliştirmemiz her ne kadar zor olsa da sonucunda çok şey kazanacağız. İç dünyamızla yüzleşebilirsek, gerçeklerden kaçmazsak bu işi başarabiliriz. İhtiyacımız olan tek şey cesaret.
Öz farkındalığımızı geliştirmek için, kendimize özgür bir alan bulmalıyız. Bu özgürlük sınırını koyacak kişi de sizsiniz. Kendinizi en rahat hissettiğiniz alanda olmalısınız. Bu alan loş, karanlık, büyük, küçük, beyaz, siyah… nasıl isterseniz öyle olabilir. Böyle bir alanda yalnız kalarak kendimize dönmeliyiz.
Teknolojiden uzak olup bolca okuyarak, belki yazarak veya şarkı söyleyerek… Bu şekilde kendinizi rahatlatıp kendi yeteneklerinizi keşfedebileceksiniz. Beyninizin derinliklerinde gezinmekten korkmayın. Belki de daha mutlu bir hayatın anahtarı bilinçaltımızda gizlidir. Şems-i Tebrizi bu durumu çok güzel açıklamış: “Düzenim bozulur, hayatım alt üst olur diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?”.
Farkındalığınız sayesinde daha güzel günlere emin adımlarla ilerlemeniz dileğiyle…
Reyhan İldaş
Reyhan İldaş Türkiye’nin ilk Theta Healing eğitmenlerindendir. ThetaHealing enstitüsüne ait olan tüm sertifikalarda uygulayıcılıkları bulunmakta ve Türkiye’de tüm eğitimleri vermektedir. Binlerce öğrenci yanı sıra Master seviyesinde eğitmenler yetiştirmiştir.
Halen İstanbul Göktürk’te bulunan ofisinde yüz yüze eğitimler ile birlikte tüm Dünya’da davet edilerek eğitimler vermektedir .