İş dünyasında kadın olmak

Günümüzde hem ülkemizde hem de dünyada, bir çok saygın ve tanınmış kurumda kadın CEO’ların sayısının arttığını ve liderlik pozisyonunda bulunduğunu görüyoruz.
Fakat yine de kadınların yeterince iş dünyasında yer almaması ve cinsiyetler arası ücret farkının söz konusu olması, kadınlara yönelik eşitsizliğin hâlâ büyük bir sorun olduğunu gözler önüne seriyor. Ayrıca her geçen gün kadınlar, iş yerlerinde birtakım sorunlarla karşılaşmaya ve bunlarla mücadele etmeye devam ediyor.
İş dünyasında kadınların karşılaştığı zorluklar
Her şeyde önce kadınlar, iş dünyasındaki önemli alanlarda hâlâ gerektiği kadar temsil edilmiyor.
Bazı iş kolları ve endüstrilerde kadın işgücü her ne kadar artsa da finans, mühendislik ve teknoloji gibi alanlarda hâlâ erkek egemenliği söz konusu gibi görünüyor ve bu tür meslekler, genelde toplum tarafından da “erkek işi” olarak algılanıyor ve bilime dair kadınların ilgisiz olduğu görüşü genel olarak kabul görüyor.

Genelde son dönemlere damgasını vuran, STEM (bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik) alanındaki endüstrilerde, kadınlar, neredeyse hiç yok denecek kadar az.
Fakat geleceğin dünyasını ve hızla ilerleme kaydeden teknolojik dünyayı dikkate aldığımızda, STEM’e yönelik mesleklerin en hızlı büyüyen ve en çok kazandıran meslekler arasında olacağı, öngörülüyor ki kadınlarımız ve kız çocuklarımızın bilim, teknoloji ve ilgili alanlarda bir kariyerin gerektirdiği becerileri kazanma ve fırsatları benimseme konusunda kendilerini güçlü hissetmesi ve bu konuda özellikle desteklenmesi özellikle büyük bir önem arz etmektedir.
İş yerinde görülen cinsiyet ayrımı da, kadınların çalışma hayatında karşılaştığı diğer zorluklardan biri. Her ne kadar yönetici ve lider pozisyonlarda kadınları görsek de, özellikle kadının ev yaşamı ve çocuk sahibi olmasından dolayı yöneticilerin çoğu, cinsiyetten bağımsız olarak bu pozisyonlarda en iyi ve yeterli kişinin olması gerektiğini düşünse de, farkında olmadan erkek adayları tercih etmektedir.
Bu pozisyonlarda olan kadınlar da maalesef gözlerin kendilerinin üzerinde olduğunu hissederek, baskı altına girer. Erkeklerin hırslı, iddialı veya başarılı olmaya teşvik edilebildiği toplumumuzda, kadınlar genç yaşlardan itibaren “patronluk taslamamak” üzere programlanmıştır, patron olan erkektir kültürümüzde.
Bu önyargı aynı tutumun girişim ve sorumluluk alma ya da verilmesi gibi konularda iş yerindeki kadın ve erkek ayrımına dikkat çeker.

Bir diğer zorluk da kadınların daha yüksek ücret talep etme konusundaki isteksizlikleri ve genellikle yöneticilerin ve idari posizyondakilerin bunu destekleyen bir tutum sergilemeleridir. Erkekler yüksek maaş beklentisi içinde olup, bu konuda pazarlık yapmakta iyiyken, kadınların bu konuda çekimser kaldığı yapılan araştırmalarla da ortaya çıkmıştır.
Erkekler değer ve niteliklerinin farkındalarmış gibi görünmelerine rağmen, kadınlar daha özgüvensiz bir portre sunar. Son derece başarılı kadınlar bile kendilerini yetersiz hissetmeye ve değerlerini hafife almaya neden olan “imposter sendromu“ndan muzdariptir. Dolayısıyla ücret şeffaflığı bu bağlamda kurum ve şirketlerde özellikle benimsenmesi gereken bir değer olarak ortaya çıkar.
Peki, iş yaşamında kadınlar daha çok yer alsaydı?
Kadınların iş yaşamında var olmaları çeşitlilik ve yenilikçi bir iş gücü anlamına gelir.
Cinsiyet çeşitliliğinden kültüre, yaşa ve ırka kadar farklılığın yaratıcılığı ve yeniliği teşvik ettiği araştırmalarla gösterilmiştir. Bu araştırmalara gözlerini kapatmayan Disney ve L’Oreal gibi farklı sektörlerdeki kuruluşlar, çeşitlilik içeren ve kapsayıcı bir çalışma ortamına öncelik vermeyi ve bundan yararlanmayı amaçlıyor.
Erkek ve kadınlar, iş yaklaşımlarını şekillendiren farklı deneyimlerle geçmişlere sahip olduğundan, çalışma ortamında farklı düşünen insanlarla işbirliği yapmak yaratıcılığın artmasına neden olarak, kuruluşları yenilikçi fikirlerlerle doldurabilir.

Teknik beceri ve bilgi, kariyerde başarılı bir rota izlemek için temel olmakla birlikte, dünyaca bilinen büyük şirketlerin CEO’ları sosyal becerilerin altını çizmektedir. Etkili iletişim, empati ve öz farkındalık gibi özelliklerin değerlendirilmesi zor olsa da, oldukça değerli olup gerçek bir fark yaratabilir. Son zamanlarda yapılan araştırmalara göre, karakter güç ve niteliği ile iş performansı arasında bir bağlantı vardır. Şefkat, empati, uyum sağlama ve öz farkındalık gibi beceriler ve duygusal zeka, iş dünyasındaki kadınlar için önemli bir rekabet avantajı sağlayabilir.
Kısaca kadına yönelik önyargımızı kırarak, toplum olarak kültürel kodalarımızda sıyrılıp 2023 yılı ve sonrası için dişil enerjinin gücünü ortaya koymalıyız. Bu bağlamda şirket ve kuruluşların da, bir takım düzenlemeler yaparak, kadınları desteklemelidir. Ama her şeyden önce kadınlarımız kendi değerlerini farkına varmalı ve bu yönde hareket etmelidir.